Home » AMERIKA » Obama’nın Siyasi Mirası Tehdit Altında

Obama’nın Siyasi Mirası Tehdit Altında

Donald Trump selefi Barack Obama’nın pek çok icraatını ya sulandırıyor ya da iptal edeceğini söylüyor. Ancak uzmanlar Trump, Obama’nın bazı icraatlarını değiştiremeyeceği görüşünde.

University College London (UCL) öğretim görevlilerinden Prof. Iwan Morgan’a göre Barack Obama, Franklin Roosevelt’ten bu yana en zorlu dönemde göreve başlayan ABD Başkanı oldu: “ABD, ‘Büyük Buhran‘ yıllarından sonraki en büyük ekonomik krizini yaşıyordu. Üstelik yurtdışında iki ayrı savaş yürütmüştü. Bu, ona kalan ağır bir mirastı. Ayrıca ülkede kutuplaşma had safhadaydı. Cumhuriyetçiler de sert bir blokaj politikası uygulayarak Başkan’ın elini kolunu bağlamak için büyük gayret gösterdi.”

Ekonomi

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Desmond King ise 2008’deki banka krizinde Obama’nın ülkeyi yeni bir “Büyük Buhran“ sürecine girmekten muhafaza etmesinin asla unutulmayacağını söylüyor. Banka krizini takip eden ekonomik kriz döneminde, Amerikan tarihinin en kapsamlı mali destek programını Kongre’den geçirmeyi başaran Obama, “Dodd-Frank Yasası“ olarak adlandırılan reform paketiyle finans piyasalarını sıkı denetim altına alarak ileride benzer krizlerin yaşanmaması için köklü tedbirler getirdi.
Trump, selefinin yaptığı pek çok düzenlemeyi iptal edeceğini duyurdu. Ancak Cenevre Üniversitesi’nden Prof. David Sylan’a göre “Obama’nın ABD’yi büyük bir felaketten korumak için yaptığı şeyler kesinlikle kalıcı olacak“.

İç politika

Hiç kuşkusuz Barack Obama’nın ülke içinde yaptığı en önemli icraat, sağlık reformuydu. “Obamacare“ olarak adlandırılan bu düzenlemeyi “Demokrat Başkan’ın bırakacağı en büyük miras” olarak nitelendiren Prof. Desmond King, “Tüm Amerikalıları genel sağlık sigortası kapsamına almayı başardı. Daha önce pek çok Başkan bunu denedi ancak başaramadı“ diyor. Prof. Iwan Morgan ise daha da ileri giderek sağlık reformunu “1960’lı yıllardan bu yana verilen en büyük sosyal politika hizmeti” olarak nitelendiriyor. Diğer yandan Donald Trump, göreve gelir gelmez ilk işinin sağlık reformunun bazı maddelerini kararnameler yoluya iptal etmek olacağını açıkladı.

Prof. Iwan Morgan’a göre Barack Obama’nın iç politikadaki en büyük başarısızlığı, zengin-fakir uçurumunun giderek açılmasını engelleyememek oldu. Her ne kadar teşhisi doğru koysa da sekiz yıllık görevi boyunca bu yönde yapısal bir reforma gitmeyi başaramadı. Nitekim bu dengesizlik, Donald Trump’ın seçim zaferindeki en önemli faktörlerden biri oldu.

Dış politika

Siyasi gözlemcilerin ortak fikri, İran’ın nükleer geliştirme programıyla ilgili anlaşmanın, Barack Obama’nın en önemli dış politika başarısı olduğu yönünde. Ancak bu konuda da yine aynı endişe hâkim. Zira Trump yönetiminin, bu anlaşmanın içini boşaltması kuvvetle muhtemel. Suriye politikasının ise değişmesi beklenmiyor. Obama, ülkenin ABD tarafından işgal edilmesi yönündeki görüş ve çağrıları ısrarla geri çevirmişti. Trump’ın da Suriye’de bir savaş macerasına atılması pek olası görünmüyor.

Obama döneminde dış politikanın ağırlık merkezi Avrupa ve Ortadoğu’dan Asya’ya kaymıştı. Bu da ABD’nin söz konusu bölgelerdeki etki gücünün azalması sonucunu doğurmuştu. University College London öğretim görevlilerinden Prof. Iwan Morgan, 1970’li yıllardan beri Rusya’nın ilk kez Ortadoğu’da etkin bir aktör konumuna geldiğini, bunun da Obama’nın izlediği dış politikanın bir sonucu olduğunu savunuyor. Morgan’a göre Trump döneminde bu öncelikler değişecek.

Irklar arası ilişkiler

Trump ve Cumuhriyetçiler ne yaparsa yapsın “ABD’nin ilk siyahî Başkanı“ olarak Barack Obama, çoktan tarih kitaplarındaki yerini aldı bile. 1960’lı yıllardaki vatandaş hakları girişiminin zorlu mücadelesinin yarım asır sonra meyve verdiği gerçeğini artık kimse değiştiremeyecek.

Ancak madalyonun arka yüzüne bakıldığında, siyah bir Başkan’ın bazı beyazlar arasında rahatsızlığa neden olduğu da görülüyor. Nitekim Obama’nın seçilmesinden kısa bir süre sonra ortaya çıkan Tea Party hareketi de bu gizli ırkçılıktan nemalanmaya çalışmıştı. Prof. Iwan Morgan bu durumun 2016 seçimlerine de dolaylı olarak etki yaptığını savunuyor ve bunu şöyle açiklıyor:

“İlk Afro-Amerikan kökenli Başkan, bence beyazlar arasında bir tür ‘kültürel aşağılık kompleksine‘ neden oldu. İlk siyah Başkan’dan hemen sonra ilk kadın Başkan’ın da seçilme ihtimali, pek çok Amerikalı için ‘aşırı doz‘ etkisi yaptı ve neticede Trump’ı seçtiler.“