Home » Featured » Yorum: ‘Hayır’ Diyorum Çünkü…

Yorum: ‘Hayır’ Diyorum Çünkü…

Bu ülke hepimizin.

Bu topraklarda hep birlikte yaşıyoruz.

Hepimizin emeği, alın teri, duası, eserleri, gülüşleri, selamı, sevgisiyle… burada, Türkiye’de bir hayat deveran ediyor.

Devlet, tam da bu hayatın pürüzsüz, problemsiz ve giderek daha iyi, daha doğru, daha güzel sürmesi için vardır.

Bu ülkede, bu devlette hepimizin katkısı vardır.

Bin yıldır burada yaşıyoruz.

Bin yıl boyunca burada yaşamış herkesin ama herkesin…

Malazgirt’ten, Çanakkale’ye, İstanbul’un fethinden Büyük Taarruz’a tüm şehitlerimizin bu ülkede, bu devlette emeği, hakkı vardır.

Tarlayı sürenin, türkü yakanın, madencilerin, doktorların, çocukların, annelerin… Herkesin, hepimizin burada emeği var, hakkı var.

Bilim insanlarının, sanatçıların, yazarların, öğretmenlerin… bu hayatta bir yeri, bu ülkede bir emeği var.

Şu inançtan, bu mezhepten, falan meşrepten, filan yöreden… kim varsa, hepimiz bu toprağın çocuklarıyız.

Bu memleket bizim, bu hayat hepimizin.

Şimdi…

Devlet, millet, memleket… Meclisiyle, yargısıyla, eğitimiyle, ekonomisiyle… her şeyiyle bir kişiye verilsin mi?

16 Nisan’da bunu oylayacağız.

Bir kişiye Malatya kayısısı verirsin, Hereke halısı, Denizli horozu verirsin…

Bir kişiye böbreğini verirsin, kalbini verirsin, saçından bir tutam kesip verirsin, öpücük verirsin…

Bir kişiye mal mülk, makam mevki de verirsin…

Arsa, tarla, arazi verirsin…

Fakat devleti, ülkeyi bir kişiye vermek ne demek?

Bin yıldır bu topraklarda yaşamış herkesin emeğiyle, katkısıyla şekillenmiş bir ülkeyi, devleti bir tek kişiye vermek, olacak iş mi?

Bunun akılla, mantıkla, vicdanla… herhangi bir insani ölçüyle izahı mümkün müdür?

Anayasamız eksiktir, yanlıştır, kötüdür, bozuktur. Doğru.

Yıllardır iyi bir anayasa istiyoruz, o da doğru.

İyi anayasa nedir?

Toplumun tüm kesimlerini içine alan, kimseyi dışarıda bırakmayan bir mutabakat metnidir.

Barışı, özgürlüğü, uzlaşmayı, güveni, güvenliği… temin eden metindir.

Anayasanın değişmesi gerekiyor madem, öyleyse her şeyi tek adama devredelim” demek… Kötüden betere gitmektir.

O adamı, o insanı sevmek, sevmemek meselesi değil…

Bin yıllık emeği, milyonlarca insanın emeğini, bir kişiye vermek, haksızlıktan öte çılgınlıktır.

Bunu akıl kabul etmez.

Bunu vicdan kabul etmez.

Bu yolla ne barışa, ne özgürlüğe, ne huzura varabiliriz.

Devlet, her şeyden önce ve aslında tamamiyle ‘akıl’ demektir.

Devlet aklını kaybederse, ülke de bereketini kaybeder, millet huzurunu kaybeder.

16 Nisan referandumunun Meclis’ten geçerek önümüze gelmesi, devletin aklında bir sorun olduğunun apaçık kanıtıdır.

Bize sorulan sorular şunlar:

Ortak aklı kaldıralım mı?

Dengeyi yok edelim mi?

Kuvvetler ayrılığına son verelim mi?

Uzlaşma, barış, istişare, liyakat, adalet… ortadan kalksın mı?

Adalet tek bir kişinin insafına terk edilsin mi?

Parti devletine dönüşsün mü?

Çalışanın, alın teri dökenin, hak edenin değil o parti mensuplarının el üstünde tutulduğu bir ülke olsun mu?

Bu sorulara “Evet” dememiz için…

Anayasaya aykırı şekilde, yani suç işleyerek propaganda yapılıyor.

Bize sorulan sorulardan biri de şu: “Bu işlediğimiz suçlar, suç olmaktan çıksın mı?

Ben “Hayır” diyorum.

Siz, biz, hepimiz bir olalım, eşit olalım” diyorum.

Türkiye bir şirket değil ki yüzde 51 alan söz sahibi olsun.

Burada yalnızca para, kâr, çıkar peşinde koşan…

Devleti birbirinin elinden kapmaya çalışan insanlar olarak yaşayamayız.

Millet’ hayatı, toplum hayatı böyle bir şey değildir.

Vatan’ bir ticarethane değil.

Türkiye bizim yuvamız.

Hepimizi ilgilendiren bir konuda, olası en geniş tabanlı mutabakata varılması gerekir.

Bir gram, bir milim farkla sağlanan üstünlük, buraya huzur getirmez.

Uzlaşıya, dostluğa, el ele vermeye ihtiyacımız var.

Sorunlarımızın üstesinden ortak akılla gelebiliriz.

Bunun için “Toplumu örtülü ve açık şekilde bölmeyi bırakın” diyorum.

Bu ülkede, bu devlette herkesin hakkı var, herkese ihtiyaç var, bunu yok saymayın” diyorum.

Eğer insanlarımız ‘Evet’ derse, bu, milletin son sözü olacak.

Çünkü bir daha topluma kimse bir şey sormayacak.

Hayır’ dersek, bir umut, Türkiye’yi yaşatma, bu toprakta ağız tadıyla yaşama umudumuz canlı kalacak.

Bu mesele siyaset, parti meselesi değil, ülke meselesi.

Hepimizin huzuru, ağız tadı, çocuklarımızın geleceği meselesi.

Parti çıkarı için veyahut farklı hesaplarla karar veremeyiz.

Ağız tadıyla barış içinde yaşayacağımız bir ülkemiz olmadıktan sonra diğer kazançların ne önemi kalır ki?

Haydi, el ele verelim ‘Hayır’ diyerek ülkemizi hep birlikte herkes için yaşanabilir bir ülke yapma fırsatını yaratalım.

Hepimiz için en iyisini en doğrusunu yapabiliriz.

Şehitlerin mirası, bilgelerin hatırı, annelerin emeği, çocukların istikbali… için ben ‘Hayır’ diyorum.

Hayır.

Son kararım.

Levent Gültekin