Home » Featured » Yorum: Istanbul’da Kar

Yorum: Istanbul’da Kar

g_60741Gökyüzünün Armağanıdır Bize ‘’Beyaz’’

Yeni sezon Türk filmlerin birinde, köyün en yaşlısı dolayısı ile de muhtarı seçilen kişi şöyle der: ‘’Biz 4 ay devlete, 8 ay Allah’a bağlı yaşarız’’. Filmde, dağların ardında bulunan ve devletin ulaşım hizmeti bile götüremediği, okulu olmayan ama öğretmen gönderebildiği köyün ve insanlarının hikayesi anlatılır.

Birkaç hafta önce İstanbul’daydım. 12 ay Allah’a değil devlete bağlı yaşayan İstanbullularla karlı, soğuk ve endişeli bir hafta geçirdim.

Kar demek kimine göre cam kenarında yudumlanan sıcak çay, kahve, sahlep iken kimine göre sıkıntıların, yokluğun tane tane inen beyazlığıdır. Karların İstanbul’u beyazlığıyla örtmesi demek, sadece üşüyen insanlar değil yorgun binaların da titremesi demektir. Yağmurlarla sınırlı olmayan karlarla daha da karmaşık hale gelen trafik demektir. Çamurlu, su birikmiş kimi yerleri küçük buz pateni alanlarına dönüşmüş sokaklarda yürümeye çalışmak, uzun kuyruklarda dolmuş otobüs bekleyen gülümsemeyen insanlar görmek demektir. Neden hep içim acır böyle zamanlarda? Acaba, anne babaların ödemekte zorlandığı, şişirilmiş faturalar karşısındaki çaresizliği, temizlenmemiş kaldırımlardan dolayı trafiğin tam ortasından yürümek zorunda kalan yayaların hastanede sonlanan yürüyüşlerine tanıklığım, elektrik kesintilerinden dolayı günlük yaşantılarına devam edemeyen ailelerin kabullenmişliği, para kazanamadıkları için sinir küpüne dönmüş babaların toleransız bağrışmalari olabilir mi?

Kendim icin endişesiz ayrıldığım ancak karın sadece soğuk ve donuk yüzünü görebildiğim İstanbul dönüşü yoğun bir kar yağışı oldu, yaşadığım şehirde. İnsanlar, belediyelerin otomatik telefon mesaj servisi aracılığıyla geceden buzlanmaya karşı uyarıldılar. Belediye araçları her sokağın temizlenebilmesi için gece yarısından itibaren sabaha kadar çalıştılar, tuz döktüler. Elektrik kesintisi nedir bilmeyen insanlar, sıcak yataklarından kalkar kalkmaz kendi, kapı ve garaj önlerini temizleyip veya para karsiligi temizletip buzlanmaya karşı tuz döktüler. Sokakta yaşayanlar için anonslar yapıldı. Karların ve eksilerdeki soğukların şehrinde, ertesi gün insanlar her zaman yaptıkları gibi arabalarına binip işlerine gittiler. Sokakta yaşayanlar kendilerine ayrılan sıcak yerlerde barınıp yemeklerini yiyebildiler, otobüs bekleyenler her zamanki gibi günaydın dediler birbirlerine. Bu arada kayıp kol bacak kıranların sayısında artış olmadı. Hayat her zamanki gibi devam etti. Soğuklar, ancak tanışmak isteyenlere, sohbete hasret kalanlara bahane oldu. Kısacası herkes kendi rutinine devam etti.

Dünyanın her yerinde farklı hayatlar yaşanıyor. Tıpkı doğuda, İstanbul’da, New Jersey’de yaşandığı gibi. Ekonomik imkanların artması ve modernleşme ile hizmet insanların ayağına geliyor. Hizmet anlayışı ile hükümetler, halka en iyisini vermek için kaynaklarını kamu yararı için kullanıyorlar. Allah’a manevi olarak bağlı yaşayan bizler de devlete dünyevi ihtiyaçlarımız için bağlı yaşıyoruz. Özellikle soğuk kış günlerinde.

Ne mutlu kaynakları hizmete amade yandaşsız yönetimlere!

Julıet Inan, New York

Leave a Reply