Home » Featured » Yorum: Washington’dan Referandum Nasıl Görünüyor?

Yorum: Washington’dan Referandum Nasıl Görünüyor?

Cumhuriyet tarihinin en kritik referandumuna saatler kala Washington’da tahminler hangi yönde? ‘Evet’ mi ‘Hayır’ mı galip gelecek? Sonuç dibe vuran Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl etkileyecek?

Konu Washington’da yoğun ilgi görüyor. ABD’nin önde gelen gazetelerini, düşünce kuruluşlarını bir yorum furyası aldı götürüyor. Ancak Türkiye hakkındaki en çarpıcı tespitler The New York Times’ın hafta sonu ekinde Washington’dan referandum nasıl görünüyor? imzalı yazıda yer aldı.

Büyük bir emeğin ürünü yazıda Hansen, yurt dışına kaçıp sığınmayı başaran cadı avı mağdurlarına ulaşmış. Türkiye’nin üzerine çöken kabusu bireysel trajediler üzerinden aktarmış. Eğmeden bükmeden. ‘Gülenci’ mi ‘Kürtçü’ mü diye sınıflandırmadan. Umarım birileri vakit ayırıp Hansen’in makalesini Türkçeye çevirir de İngilizce bilmeyenler de aydınlanma fırsatı bulur.

Washington’ın tahminine dönecek olursak… Bir ay öncesine kadar ‘Evet’ sonucunu ‘banko’ olarak değerlendiren ABD’li resmi kaynaklar, ‘Evet’ ile ‘Hayır’ oylarının an itibarıyla başa baş olduğunu teslim ediyor. Sonucu kestirmenin zor olduğunu söyleyip kesin tahminde bulunmuyor. Hile olasılığından ziyade, sandığa gidişi engellemeye yönelik baskılarının daha büyük sorun olduğunu öne süren kaynaklar, bu riskin de en çok güneydoğu için geçerli olduğunu vurguluyor.

Sonucun ikili ilişkileri nasıl etkileyeceğine gelince…

Birincisi her iki senaryoda da Türkiye’nin önündeki sorunlar çözülmeyecek. Ancak ‘Hayır’ çıktığı takdirde, Erdoğan mutlak gücüne yönelik olası tehditlerin önünü almak için daha da baskıcı ve öngörülmez olacak. Dış politikayı kendi iç siyasi çıkarlarına alet etmeye devam edecek. Belki Suriye’de YPG’ye yönelik topyekun saldırı başlatacak. Belki de Irak Kürdistanı’nda PKK’ye karşı kara harekata start verecek. Bu da IŞİD’e karşı mücadeleyi zorlaştıracak. Türkiye’nin ABD ve Avrupa’yla ilişkilerini daha da gerecek.

Evet’ çıktığı takdirde ise iç siyasette bir durulma yaşanacak. ‘Hayır’cıların sokağa dökülmeleri ise çok zayıf bir olasılık. ABD ve Avrupa karşıtlığı seçim malzemesi olmaktan çıktığı anda Türkiye’nin dış politikası daha makul bir zemine oturacak.

Bu tespitlerden Washington’un ‘Evet’ oyuna daha olumlu baktığı anlamı çıkabilir.

Ancak kaynaklarımız buna itiraz ediyor. ‘Evet’ in sağlayacağı ‘istikrar’ın sahte ve geçiciliğinin herkesçe malum olduğunu söylüyorlar: “Trump sonucu ‘Evet’ yönünde etkilemek isteseydi Pentagon’un YPG önceliğindeki Demokratik Suriye Güçleri (DSG) doğrudan silahlandırmasına yetki tanıyan 1209 sayılı kararnameyi referandumdan önce imzalardı. Erdoğan da bunu milliyetçi oyları konsolide etmek için tepe tepe kullanırdı.

Kaynaklarımız erteleme kararını “Seçim malzemesi olmak istemedi” diye özetliyor.

Sonuçta Türkiye’yi ‘kurtaracak’ ne iradesi ne de gücü olduğuna inanan ABD yönetimi, kendi çıkarlarını gözetmeye devam ediyor. ‘Evet’ de çıksa ‘Hayır’ da, YPG’yle şimdilik yola devam edilecek. Rakka operasyonu Suriyeli Kürtlerle birlikte gerçekleştirilecek.

Türkiye’nin öfkesi her zaman olduğu gibi, Washington’un Türkiye’deki hak ihlalleri karşısındaki suskunluğuyla ‘telafi’ edilecek.

Ancak yıllarca bu şekilde yürüyen Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni ve öngörülemeyen bir unsur var. O da Donald Trump.

ABD’nin yürüttüğü geleneksel dış politikanın Trump’ın belirlediği siyasi çıkarlar ve aynı zamanda duygusal tepkilerine göre şekillendiği olağanüstü bir döneme girdi dünya.

Buna Esad’ın Khan Sheikoun’daki kimyasal katliamına cevaben ABD’nin ilk kez rejime yönelik gerçekleştirdiği hava saldırısıyla tanık olduk.

Türkiye’nin payına ne düşer? Türkiye için iyi mi olur kötü mü? İktidar Türkiye’yi etkileyecek gelişmelerde ne denli tayin edici olabilir?

Hep birlikte göreceğiz.

Amber Zaman