Home » Featured » Yorum: Ölümleri Kıyaslamaktan Vazgeçsek Artık!

Yorum: Ölümleri Kıyaslamaktan Vazgeçsek Artık!

onur-yaserHurrem Sonmez

Mehmet Pişkin’in intihar videosunun yarattığı sarsıntıdan hareketle, Onur Yaser Can ve annesi Hatice Can’ın intiharı ve yakınlarının sürdürdüğü dava hakkındaki yazı üzerine aldığım tepkiler karşısında, meramımı anlatmakta yetersiz kaldığım hissine kapıldım. Halbuki bana göre mesele gayet net ve açıktı.

Belki baştan şunu belirtmekte fayda var: İster intihar ister başka nedenle olsun, ölümler arasında kıyaslama yapmak üzerinden yürütülen ve sosyal medyada sıklıkla önümüze koyulan, ‘Ona tepki verdin buna niye vermedin, Berkin’e üzüldün ama Yasin’e ses etmedin, ona üzülme buna üzül’ biçimindeki akıl yürütmenin, son derece yanlış ve de tehlikeli olduğunu düşünen taraftayım.

Babanın o sözü…

O yazıyı da acıları ve trajedileri karşılaştırmak, intiharları yarıştırmak, ölümlerden ölüm beğenmek için değil, bir somut vakıayı ele alarak, bana göre çifte standart ya da çelişki olduğunu düşündüğüm hususları aktarmak gayesiyle yazmıştım, genelde yaptığım gibi.

Bahse konu yazıda aktarmak istediğim ve beni rahatsız eden çelişki, kendi bağımsız iradesiyle hayatına son veren insanın veda videosu binlerce kez izlenmekte ve tartışılmaktayken, aynı günlerde Onur Yaser Can’ın babasının mahkeme heyetine hitaben kurduğu şu cümlenin, ne kamunun ne de yargının vicdanında fazla bir karşılık bulmuş olmasıydı: “Sizden biraz adalet görseydik, belki eşim hayatta olacaktı.”

Müesses nizam kurbanları

Tekrar etmekte fayda var, Onur Can şahsi sorunları ve bu sorunların yarattığı bunalım neticesinde intihar etmedi (en azından elimizdeki tüm veriler o yönde); başına bir felaket geldi, onunla baş edemedi ve hayatına son verdi. Kezâ annesi de öyle.

intihar-videosu-yayinlayan-mehmet-piskin-topraga-verildi-270017Mehmet Pişkin’in ölümünde bu toplumun birer ferdi olarak dolaylı bir payımız vardır elbet; dünyanın kötü bir yer olmasındaki kişisel payımız kadar, daha güzel ve adil bir dünyayı inşa edememiş olmanın, böylesi yaygın bir mutsuzluk hali içinde yaşamanın vebalinden hepimize pay düşer neticede. Yaşanan toplumsal kırılmaların, bireylerin hayatları üzerindeki etkilerinin, münferit hadiseler üzerinden ele alınmasına da itirazımız olamaz elbette. Ancak sosyologların ve psikologların alanına girmek haddim değil.

Onur’un ölümü ise bu ülkede müesses nizâm olmuş, idari pratik halini almış, polisin gözaltındaki şüpheliye kötü muamelesi ve kişi güvenliği hakkının ihlâli hallerinin bir sonucu. Kezâ annesinin ölümü de polisin bu ihlallerine karşı yargının yeknesak hale gelmiş cezasızlık’ rejiminin bir sonucudur.

Size göre her şey, Mehmet’e göre hiçbir şeydi belki

Nihayetinde Mehmet Pişkin’in neden böyle bir şey yaptığını sormak bana göre ne haddimiz dahilinde ne de elimizdeki bilgilerle cevap verebileceğimiz bir mesele.

Bir eylem olarak intiharın çözüm olup olmadığı, teslimiyet mi, başkaldırı mı olduğu tartışılabilir elbette, ama bir insan kendi isteğiyle bu dünyadan gitmeye karar vermişse, buna mukabil‘Yaşamak güzel’ ya da ‘Her şeyi varmış, sahip olduklarının değerini bilememiş’ gibilerinden yorumlar yapmak ancak kendi gerçekliğimiz ve değer yargılarımızla bir başkasının hayatını ve kararını yargılamak olur. Size göre ‘her şey’ olan Mehmet’e göre‘hiçbir şey’dir belki, bilemezsiniz.

İntihar videosu izleyip yorum yazmaktansa

Oysa Onur Can ve annesinin ölümüne neyin yol açtığını biliyoruz. Kendi küçük hayatlarımız ve sınırlı imkanlarımız içinde bunu sorgulamak, sorumlulardan hesap sorulmasını istemek, ısrarla adalet talep etmek imkanına sahibiz. Bu, günler boyu intihar videosu izleyip üzerine yorumlar yazmaktan çok daha kıymetli.

cem-garipogluDaha adil bir dünyayı inşa etmek tahayyülümüz içinde. Hukuk devletinde yaşayan bireyler için bir hak olduğu kadar, vicdan sahibi insan olmanın, insan gibi insan olmanın hepimize yüklediği bir mükellefiyettir adalet talebi.

Mağden’in vicdan histerisi ve zaviye farkı

İşlediği suçun kendisinde yarattığı tahribatla baş edemediğinden olsa gerek kendini öldüren Cem Garipoğlu’ndan ‘toplumsal kurban’ inşa eden Perihan Mağden’in bana göre, ‘En vicdanlı ben olacağım’ histerisinin bir sonucu olan doz aşımı makuliyet talebiyle Can ailesinin adalet mücadelesine dikkat çekme çabası bambaşka iki zaviyenin sonucu.

Mehmet Pişkin’in, Cem Garipoğlu’nun, ana oğul Can’ların intiharı ve hatta Peter Pan olup kendi ‘Neverland’ine gitmeyi tercih eden, ölümüne tüm kalbimle üzüldüğüm kadar hâtırasına da tüm kalbimle saygı duyduğum Nejat Ağırnaslı’nın, bizim için ağır imtihanlar içeren ölümü de bu zaviyeden bakıldığında, bir arada yorumlanması ya da karşılaştırılması imkân kabilinde olmayan hadiseler….

Leave a Reply